|
Arzu Baloğlu Kimdir:
Dr. Arzu Baloğlu, Amasya
doğumlu. İTÜ Kimya Mühendisliği, İÜ İşletme Fakültesi İşletmecilik İhtisası, Üretim
Yönetimi Yüksek Lisans ve Sayısal Yöntemler Doktora Programı'nı tamamlamış. 1987'den
beri çeşitli fabrika ve firmalarda üretim yönetimi ve üretim teknolojileriyle ilgili
yönetici olarak çalıştıktan sonra 2001 yılından itibaren Yeditepe, Bilgi ve Kadir
Has üniversitelerinde Öğretim Üyesi olarak ders vermekte, teknoloji projeleri yönetmekte
ve şirket eğitimleri ve seminerleri vermekte. 15 senelik iş hayatı boyunca Ernst&Young,
SAP Türkiye, Telsim ve Logo gibi tanınmış firmalarda orta ve üst kademe yönetici
olarak çalışmış olan Baloğlu'nun bugüne kadar yayınlanmış 25 de makalesi bulunuyor.
Çeşitli panel ve oturumlarda panelist ve oturum başkanlığı yapmış olan Dr. Baloğlu,
yakında ilk kitabı olan ''Project Management in 21st Century: What SAP can offer''
piyasaya çıkarmaya hazırlanıyor.
nedir?com : Sizce bilişim sektörünün
Türkiye'de trendi nedir? Bilişim nereye doğru gitmekte?
Bilişim sektörü bugün olduğu
gibi yarın da popüler olmaya devam edecek. Fakat konu, tarz ve metot değiştirecek.
Bunun yanında, resources dediğimiz developerlar'a, tasarımcılara ve analistlere
her zaman ihtiyaç olacak, yani insan unsuru hiçbir zaman işin dışında kalmayacak.
Knowledge dediğimiz istenen bilgi değişebilir. Bizim zamanımızda popüler olan, ERP
tarzı konulardı. Bugün ise "yapay zeka", "datawarehouse", "online business" gibi
konular popülerlik kazandı. Şu an, en popüler teknolojilerden birisi ASP.NET. Bunları
bilen adamlar öne geçiyor. Devamlı hızlı bir şekilde değişen popülerizm var.
Diğer sektörlere baktığımızda
içinde bilişim olmayan, bilişimle alâkası olmayan sektör yok. Her yerde bilgisayar
var dolayısıyla yazılım var. Yazılım kullanımının günden güne arttığını, genişlediğini
düşünürseniz, bunun artması teknolojinin de ayni zamanda kullanımının artması anlamına
geliyor. Otomasyon artıyor, tamamen otomatik işlemler, teknolojiler. Gelecekte de
otomasyonun artması için birçok proje var: Robot teknolojisi, akıllı ev, akıllı
araba, akıllı yaşam, yaşamda kolaylıklar. O halde, sektörün de devamlı kendini yenilemesi,
yeniliklere ayak uydurması gerekiyor. Biz BASIC, FORTRAN gibi dilleri öğrenmiştik,
bunların neredeyse adı kaldı firmalara bakınca. Yani bugün de 'ben bilişimciyim'
diyebilmem için kendimi sürekli yenilemem gerekiyor, zamanın dillerini öğrenmem
gerekiyor.
Özetlemek gerekirse sektör,
yarın daha popüler ve daha aranan olacak. Burada eğitimi alanlar, verenler ve 'dünyada
neler oluyor'u takip edenler bu yarışın içinde olmaya devam edecek, kendini yenilemeyenler
ise yarıştan elenecekler.
nedir?com : Türkiye'de bilişim
sektörünün önünde şu anda sizce engel veya engeller var mı? Varsa neler olabilir?
Bilişim sektörü şu anda
daha çok İnternet tabanlı olduğu ve o tarafa doğru kaydığı için bu konudaki arz
şu anda talebi karşılayamıyor. İnternet konusunda Türkiye'de altyapı eksikliği var.
Mesela ADSL yatırımları bile geç kalınarak yapıldı. Artık Japonya'da wireless olmayan
kurum yok. Burada da böyle olmalı.
Tabii ki bunun yanında en
büyük sıkıntı mali kaynak sıkıntısı. Dışarının seviyesine ulaşabilmek için bilişim
yatırımların bütçelenmesi gerekli, ne kadar bütçeleniyor? Teknoloji bakanlığı kurulmalı,
hâlâ Sanayi Bakanlığı'nın içinde. Dijital imza geç kalınarak Meclis'ten geçti. Prosedürlerin,
kanunların daha hızlı yapılması lâzım. Hükümet bazında bilişimin gelişme hızı yakalanmalı.
E-devlete öncelik verilmesi lâzım. Kısaca, entelektüellik ve insan kaynağı olarak,
zekâ ve yetenek olarak engel yok. Tüm engeller finansal sıkıntılarda düğümleniyor.
nedir?com : Birçok üniversitede
öğretim üyesi olarak dersler veriyorsunuz; bilgisayar bölümlerinde eğitim gören
öğrencilerin en fazla zorlandıkları konu olarak neyi görüyorsunuz?
Bilgisayar bölümlerinde
okuyan öğrencilerin en fazla zorlandıkları konular işletme dersleri. Sayısal olarak
gayet iyiyiz, bir sorun yok, ver problemi çözsünler. Kitaplardan çalışılarak yapılabilir
dersler bunlar. Fakat işletmeye yönelik dersleri hayal edemiyorlar kafalarında.
Çalışma hayatının içinde olmadıkları için konuları düşünemiyorlar. Örneğin, MIS
dersleri zor geçiyor, problem çözüyor fakat bunu niçin çözdüğünü tasavvur edemiyor,
kavrayamıyor. İşletmenin içinde yer almamış o yüzden zorlanıyor. Demek ki eğitim
süresi içinde pratik uygulamalara daha fazla yer verilmeli. Birinci sınıftan itibaren
staj süreleri artırılmalı. Okurken sanayi üniversite ile birlikte olmalı. Sektörden
iş adamları gelmeli bol bol, yöneticiler gelmeli. Burası bir devlet kurumu, fakülte
dışarıdan desteklenmeli.
nedir?com : Yurtdışındaki eğitimle
aramızda bir fark var mı sizce?
Yurtdışındaki eğitim konusunda
çok bilgi sahibi değilim. Ama onlarla aramızda teknik anlamda fazla fark olduğunu
sanmıyorum. Asıl farkımız kültürel faktörlerden geliyor. Bizde sosyal iletişim önemli,
dersler illa sınıfta toplanıp yapılabilir gibi düşünülüyor. E-learning sistemi var
mesela dışarıda.
Bizdeki eğitim dışarıya
göre daha sıkı bir eğitim. Bu kadar sıkı ve yoğunluk iyi değil bence. Biz öğrencileri
çok yüklüyoruz, yurtdışında bazı derslere girme zorunluluğu da yok. Atadan gelen
bir hiyerarşi düzeni var, iş yapmıyoruz baskı olmadan. Öğrenci sorumluluğunu öğrenirse
bu sıkıntının gideceğine inanıyorum. İçinden gelerek yapmalı öğrenci ödevleri. Bu
işi yap şu saatte teslim et deyince yapılıyor, hâlâ sınavlara bir gün önceden çalışılıyor.
Burada öğrenciyi rahat bırakırsan öğrenci gevşiyor. 'Bu ödevi kendiniz için veriyorum
ucunda da not yok' desem kimse yapmaz. Dışarıdaki genel mantık kendim için öğrenmek,
öğrenmek için öğreniyor. Aslında onlar koşmalılar biz çekmemeliyiz. Okula keyifle
gelmeli eğlenerek eğitim almalı. Biz not koşulunu koyuyoruz ve sıkıştırıyoruz. Sistem
ben notu alayım da geçeyim değil de ben öğreneyim de geçeyim olmalı.
Ama üniversitelerin eğitim
kültürü ile ilgili kafalarda yerleşmiş bir fark var, tepede farklar var. Kapsamlı
ve geniş bir reform olmalı eğitim alanında, derslerin içeriklerinde, üniversitelerde.
nedir?com : Bilişim endüstrisinde
çalışmak isteyenler nasıl bir hedef plan belirlemeliler?
Bir kere en önemli seçim
kaynağı olarak, bilişim ile ilgili bilgiye sahip olacak, günün gerektirdiği bilgiye.
Bunun yanında sosyal, girişimci olacak, aktiviteleri kaçırmayacak; arkadaş ve iş
çevresi olacak; ikna kabiliyeti olacak ve aktivite bazlı çalışacak; kendini sürekli
geliştirecek, fırsatları iyi değerlendirecek ve girişimci olacak kapıyı rahatlıkla
çalacak, çalmasını bilecek; maddi gelir olsun olmasın başarılı kişilerin yanında
yer alacak, onun varsa o gün bir işi, 'yardımcı olmak istiyorum ne yapabilirim demeli';
sonra bir fırsat yaratılacak, keşfedilecek ve ilerleyecek.
nedir?com : Bilişim alanında
çalışanlar ve kariyer yapmak isteyenler nelerden kaçınmalılar, neleri yapmamalılar?
Bugün sektörde çalışanlar
genellikle bir-iki senede bir firma değiştiriyorlar. Çalışma devreleri çok fazla
sayıda ve hızlı. Dolayısıyla tam işi öğrenemeden o ya da bu sebepten ayrılıyorlar.
Firma kapanabiliyor, üç kuruş fazla için başka tarafa geçiyor, canı sıkılıyor, müdürüne
kızıyor, tatsız diyor, yol uzak geliyor, ufak tefek sebeplerden ötürü başka bir
yere geçiyor. Önce iyi geliyor sonra bakıyor ki eskisinden beter bir yer, tekrar
başka bir şey oluyor vs. Bakılıyor ki en sonunda aslında bunların birbirinden pek
bir farkı yok. Çok düşünmeden, küçük problemleri büyüterek şirket değiştirme kararı
vermemeliler. 'Nasılsa iş bulurum' düşüncesiyle şirket değiştirmesinler. Mümkünse
o şirketin tepesine kadar çıksınlar. Bütün şirketin bilgisini, işletmesini alsınlar
üzerlerine. Artık alacak verecek bir şey kalmayınca değiştirsinler. Zaten böyle
sürekli şirket değiştiren elemanlar tercih edilmiyor artık. Bu kararı doğru versinler,
iyi bir karşılaştırma yapsınlar.
Baştan maaş beklentisi sorulurken,
ben "şunun altında maaş almayı düşünmüyorum, çalıştığım yerde de şu kadar kazanıyorum"
diyebilmek için belli bir zaman geçmeli. Ancak onu şu kişiler diyebilir; artık çalıştığı
şirkete ikinci günden itibaren bir şeyler verecekler diyebilir. Yeni işe girecek
arkadaşlar zaten o şirkette yetişecekler, o şirket onlara yatırım yapacak. O yüzden
yeni mezun arkadaşlarımız bir fiyat söylememeliler, bunu karşıdan beklemelerinde
yarar var. Ancak kâr maliyeti geçtiği zaman bir pazarlık yapmalılar. Bunu anlayamıyorlar,
kazanılan maaşa göre değerlendiriyorlar birbirlerini. Zaten başarılıysa patron onu
kaybetmek istemez.
nedir?com : Bize zaman ayırdığınız
için teşekkür ederiz.
|