|
Sizi tanıyabilir miyiz?
Adım Hilâl Lüle. 1976 Trabzon doğumluyum.
Osteogenesis Imperfecta, halk dilindeki adıyla cam kemik hastasıyım. 1985 yılından
beri yaşamımı yatarak sürdürüyorum. Babam emekli devlet memuru, annemi 1996 yılında
kaybettik. 4 kardeşiz, ablam Atatürk Üniversitesi Kimya Bölümü mezunu, evli ve iki
çocuk annesi. Bir erkek kardeşim KTÜ Maliye Bölümü öğrencisi, evli ve bir oğlu var.
Küçük erkek kardeşim KTÜ Giresun MYO İşletmecilik bölümü mezunu ve bekar.
Ailemle birlikte yaşıyorum; babam, erkek kardeşlerim, kardeşimin eşi ve minik yeğenim
hep beraberiz. Mümkün olduğunca sıcak ve güzel bir ortam kurmaya çalışıyoruz evimizde...
Herkes gibi bizim de sorunlarımız var, ama böyle bir aileye sahip olduğum için kendimi
çok şanslı addediyorum... Yıllardır büyük fedakarlıklarla bana bakıyorlar, onları
çok seviyorum...
Kişisel özelliklerime gelince, en belirgin olanı çok sabırsız ve telaşlı biri oluşum...
Bir şeyi aklıma koyduğumda paldır küldür olaya dalarım, bu arada bir sürü sorun
yaşayıp paniklerim, defalarca vazgeçmeye kalkarım, ama sonunda durumu toparlar ve
amacıma ulaşırım... Meraklı biriyim, yeni şeyler öğrenmeyi severim, çabuk öğrenirim...
İnsanları seviyorum, kim, ne olursa olsun... Katıldığım forumlarda hep kullandığım
bir imza var, artık kimse böyle düşünmese de ben bu sözün gerçekliğine inanıyorum,
ve yürekten söylüyorum; "Dünyayı sevgi kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak
her şey"...
Hilal, internetle ve bilgisayarla nasıl tanıştın?
Bilgisayarla ve internetle yaklaşık
4-5 yıl önce tanıştım. Bilgisayar kardeşime alınmıştı, ve ben daha önce hiç bilgisayar
görmediğim için onu çok merak ediyordum. Kardeşlerim beni bilgisayarın bulunduğu
odaya götürdüler ve fare'yi elime verdiler.
Kollarımı hareket ettiremediğimden klavyeyi kullanmam mümkün değildi, bu yüzden
fare kullanacaktım sadece, ama kullanamıyordum, imleci bir uçtan bir uca uçuruyordum.
Bir süre sonra elim alıştı ve daha rahat kullanmaya başladım. Zamanla kardeşlerim
bilgisayarı benim yanıma getirmeye başladılar ve bir baktım ben kardeşimin bilgisayarına
el koymuşum.
İnternet'le de o sıra tanıştım. Bir sohbet odasına ilk girdiğimde, internet’le ilgili
hiçbir şey bilmiyordum. Oradaki sohbete katılmak istedim, ama klavye kullanamadığımdan
yazı yazamıyordum. Derken kopyala-yapıştır diye bir yazma yöntemi geliştirdim kendime,
bir word belgesine alfabeyi ve noktalama işaretlerini yazdırdım, sonra bunlarla
heceler, kelimeler, cümleler oluşturarak kaydettim.
Sonra o sohbet odasında arkadaşlar edindim, onlarla e-mail yoluyla yazıştım. Ve
zamanla deneme-yanılma yöntemiyle bilgisayar kullanmayı iyice öğrendim... Bu arada
arkadaşlarımın sayısı çoğaldı, bazılarıyla dost oldum.
İlk başlarda tanıştığım iki kişiyle dostluğum hâlâ sürüyor. Sonra aralarına başkaları
da katıldı, bazıları beni başka şehirlerden ziyarete geldi, çoğuyla telefonda da
görüşüyorum... Bazılarını birbiriyle tanıştırdım, böylece nette kocaman bir aile
olduk; serbest meslekten, bilişim sektöründen, akademisyenlerden, basından; yurtiçinden,
yurtdışından, bir sürü insandan oluşan kocaman bir aile...
Bir web siteniz de var. Onu nasıl hazırlamaya karar verdiniz?
Web sitemi hazırlamaya 2000 yılının
başlarında karar verdim. İnternet'te tanıdığım ilk dostlarımdan biri askere gitmişti
ve onunla sürekli görüştüğümüz için o gidince kendimi çok yalnız hissetmiştim. Oyalanacak
bir şeyler aradım, kendime bir web sitesi yapayım dedim. İnternet’ten kullanabileceğim
malzemeleri topladım. HarmanYeri.com
adresindeki siteden FrontPage ile ilgili dersleri bilgisayarıma yükledim, ve sitenin
sahibiyle bağlantı kurarak çalışmaya başladım.
İlk deneyimim olmasına rağmen oldukça başarılıydı, sonra konunun uzmanı kişilerle
bağlantılar kurdum, onlardan çok şey öğrendim, kendimi geliştirdim. Hattâ bu işten
ufak tefek paralar bile kazanıyorum... Artık yaşamda bir amacım var; webmaster olmak,
yani bu işi meslek edinmek... Web sitem kültür-sanat ağırlıklı; şiirler, öyküler,
hikâyeler, resimler vs. var, bir forumum var...
Bu site ve forum sayesinde çok şey öğrendim, gerek insan ilişkileri, gerekse yaşamla
ilgili... Yeni arkadaşlar ve dostlar edindim, çevrem genişledi. Bu siteye duygularımı,
düşüncelerimi ve yaşamımı yansıttım, bu yüzden adı Aksisedâ...
Herkes Sedâ isimli aksi bir kızı anlattığını sanıyor adını duyunca, bilmeyenlere
söyleyelim, Aksisedâ yansıma demek... :)) Halen web sitesi yapmaya devam ediyorum
ama hâlâ çok eksiğim var, çalışmaya ve öğrenmeye devam ediyorum...
Bir kampanya açtığını duyduk. Bunu anlatır mısın bize?
Gelelim kampanyamıza... Her türlü
kaynak için ve dostlarla, yaşamla iletişim için İnternet'i kullanan biri olarak
günümün büyük bir kısmını İnternet'te geçiriyorum. Başlarda bu süre daha kısaydı,
öğrendikçe, geliştikçe daha fazla bilgiye, daha fazla iletişime ihtiyaç duyar oldum
ve süre arttı...
Kontör fiyatlarına sürekli zam gelmesi ve bağlantı kalitesinin düşmesiyle zaten
ödemekte zorlandığım faturalar artık iyice canımı yakmaya başladı ve son olarak
asgari ücretle geçinen bir ailenin bir aylık geçim masrafını Telekom'a ödemek zorunda
kalınca canıma tak dedi...
Devlet bana bir sakat maaşından başka -ki bu da üç ayda 75 milyon TL'ye tekabül
ediyor- bir şey vermedi. Beni eğitmedi, sağlığımla ilgilenmedi, ihtiyaçlarımı bilmek
istemedi, ben kendi kendimi eğittim, yetiştirdim, bir de bunun için Üniversiteye
gider gibi büyük meblalarda para ödememi istiyor benden... Peki benim isteklerim
ve haklarım ne olacak? Devlet bu komik maaşla yaşamımı sürdürebileceğimi, ve başka
bir şeye ihtiyaç duymayacağımı sanıyor... Ama benim daha fazlasına ihtiyacım var;
arkadaşa, dosta, sevgiye, ilgiye, eğlenmeye, öğrenmeye, üretmeye, takdir edilmeye,
paylaşmaya, kısacası varolmaya... Ben internette varım... ve bunun devam etmesini
istiyorum... dedim ve bana her zaman destek olan bir akademisyen ablamla birlikte
bir imza kampanyası yapmaya karar verdim...
İnternet öncelikle benim gibi engelliler için, sonra da herkes için büyük bir şans,
bana göre çağın buluşu... Dünyayı dünyanıza taşıyor, daha ötesi var mı? Herkesin
istediği sürece ve özgürce bu şanstan yararlanması gerekiyor, bunu kısıtlamaya veya
zorlaştırmaya kimsenin hakkı yok... Çağdaş medeniyetler arasına, Avrupa Birliği'ne
girmek isterken insanlarımızın teknolojinin bu niğmetinden, bilgiye ve gelişime
ulaşmanın en kolay yönteminden mahrum edilmesi veya bu uğurda büyük bedeller ödemesi
bir tezat bence... Bu çok yanlış...
Mesaj Panomuza mesaj bırakan dostlarımız bunu çok güzel anlatmış... Hepimiz aynı
noktada birleştik ve sesimizi duyurmaya çalışıyoruz... Biz İnternet bedava olsun
demiyoruz, daha ucuza indirgensin, alternatiflerimiz çoğaltılsın, örneğin kablonet,
ADSL vs. gibi ve bunlar yurt çapına yayılsın... Herkes bütçesine göre, gücüne göre
olan seçeneği seçsin ve onu kullansın. Yolları karla kaplandığı için ulaşım kapanan
yerlerde yaşayan ve okula gidemeyen öğrenciler bilgiden ve eğitimden yoksun kalmasın;
aynı şekilde yaşamını yatarak sürdüren bir insan da bilgiden ve sosyal yaşamdan
yoksun kalmasın, dünyaya açılan bir penceresi olsun...
Artık görme engelliler bile İnternet kullanabiliyor düşününün... Devletin ve özel
sektörün bu konuya öncelik tanıması, mutlaka bir strateji belirlemesi gerekiyor
çünkü son derece tutarsız bir uygulama içindeler... Bunlar benim bilgisayar ekranımdan
edindiğim izlenimler, bu konuda herkesin bir fikri olduğunu ve hepsinin de şu anki
durumun hiç de memnun edici olmadığı yönünde düşündüğünü biliyorum... Kendi adıma,
bu durum düzeltilinceye kadar mücadelemden vazgeçmeyeceğim...
UCUZ, KESİNTİSİZ, YAYGIN ve KALİTELİ BİR INTERNET ERİŞİMİ İSTİYORUZ!
Sorularımızı yanıtladığınız çok teşekkür ederiz.
Not: Bu röportaj turk.internet.com'dan alınmıştır.
|